Selam, ben Oğuz Emre. Uzunca bir süredir burada kişisel blog adı altında ilgimi çeken konularda yazılar yayımlıyorum. Bazen ise hatırlamak için kendime -okuyanların da yararlanabileceği şekilde- notlar alıyorum. Bunu yaparken geleneksel kategoriler yerine Kılavuz, Dosya, İpucu, Ekipman ve Seyahat gibi kendi arşiv hiyerarşimi kullanıyorum.

Eylül 2010’da amatörce başladığım bu serüven, her ne kadar öncelikli olarak kaleme aldıklarımı paylaşma üzerine kurulu olsa da zamanla tasarım ve web programlama konularında yetkinlik kazanmamda benim için bir fırsat oluşturdu. Yazmak, aslında sadece odak noktam değil aynı zamanda eylemsel olarak motivasyon kaynağım olduğu için üslup, kurallar ve içeriğe son derece özen gösteriyorum. Fakat zaman geçip gidiyor ve bilgiler, verilen tavsiyeler ve hatta kullandığım görseller bile güncelliğini ve dolayısıyla geçerliliğini yitirebiliyor. Yine de araştırıp-okuyup öğrendiklerimi, edindiğim tecrübeleri vakit buldukça yazmaya devam ediyorum.

En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır. Tolstoy

Öte yandan, yeni yerler görmeyi, yeni tanıdığım insanlarla diyaloğa girmeyi seviyorum. Farklı kültürler benim için hayli ilgi çekici olduğu için gezdiğim bölgelerdeki yaşantılara şahitlik etmek en çok peşinde koştuğum şey. Bu sırada gözümün gördüğü kadarını fotoğraflıyorum. Bu durum zamanla her insanı bir değer olarak kabul etmeyi öğretti bana. Farklılıkları görüp bakış açısı değiştikçe, kişinin hoşgörüye daha da yakınlaştığını düşünüyorum.

Ayrıca bir taraftan da masal yazarlığı konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Ana temanın seçimi, karakterlerin nasıl yaratılacağı, mekân-zaman ilişkisinin kurulması gibi temel konularda bilgim olmasına rağmen oldukça fazla pratik yapmaya ihtiyacım var. Ayrıca çatışma kurmak ve çözmek gibi daha detay başlıklarda örnekler inceliyorum. Özellikle çocuk masalları ile ilgilendiğimi de ifade etmeliyim.

Eğer siz de kendinizden bahsetmek isterseniz menüdeki İletişim sayfasından bana ulaşabilirsiniz.

2020, Londra